BUĞDAYIN TARİHÇESİ

 |
Buğday, yaşı binlerle
ölçülen bir besin maddesi. Anadolu’daki kazılarda, tarımının İsa’dan
yedi bin yıl öncesine uzandığını gösteren izler bulunmuş. Buğdayın
geçmişiyle ilgili bilgimiz eskiden ören yerlerinde bulunan yangın
benzeri olaylar sonucunda, yüksek ısı altında havasız kalarak kömürleşerek
korunabilmiş buğday tanelerine dayanıyordu.Bunları arkeobotanikçiler,
yani arkeolojik kazılardan elde edilen bitki kalıntılarını botanik
özellikleri açısından inceleyen bilim insanları sınıflandırıyordu.
Bugün “biyomoleküler arkeoloji” teknikleriyle binlerce yıllık buğday
tohumlarının içindeki çevresel ve kimyasal etmenlerle, genetik kalıtım
materyali saptanmakta ve incelemeler yapılabilmekte. Buğday besleyici
özellikleri bakımından diğer türlerden çok daha üstün bir bitkidir.
Bugün yediğimiz buğdayın atasının da tohumları besleyiciydi. Ne var
ki hem sapları uzundu, rüzgarlı günlerde eğilip kırılıyordu, hem de
olgunlaşan tohumlar başaklardan çabuk dökülüyordu. Bu tür buğdayın
hasadının zor ve verimsiz olduğunu da söyleyebiliriz. Kısa saplı ve
başakları daha sert olduğundan taneleri dökülmeyen yabani türse, yeterince
besleyici değildi. Sonunda bu iki bitkiyi melezleyip bugünkü buğdaya
benzer bir tür yetiştirdiler. Sonra melezlemeler sürdü. Buğday çeşidi
çoğaldı.